Adalet Bakanı Bozdağ: (1)

- "Ben buradan bütün dünyaya sesleniyorum. Türk halkının demokrasiye olan inancını ve sahipliğini, Cumhuriyeti ölümüne muhafaza ve müdafaa edişini, hukuka bağlılığını, milli iradesine sonuna kadar sahip çıkışını siz görseniz ne yazar görmeseniz ne yazar. Siz takdir etseniz ne yazar etmeseniz ne yazar. Allah gördü, dünya gördü, Türk milleti gördü. Takdirini yapan takdirini yaptı" - "Türkiye'nin içinde saklanan Fethullahçı terör örgütlerine ve diğer terör örgütlerine mensup olanlara, darbecilere ve yurt dışına kaçanlara buradan sesleniyorum. Nereye saklanırsanız saklanın, nereye kaçarsanız kaçın sizi arayıp bulmak milletin yargısının önüne çıkarmak bu aziz millete ve devlete yaptıklarınızın hesabını bir bir sormak bizim namus borcumuzdur, şeref borcumuzdur. Hangi ülke sizi himaye ederse etsin, kaçış yok" - "Cumhuriyet hiç kimsenin babasının malı değildir. Cumhuriyet 80 milyon Türk milletinin ortak değeridir. Ezan gibi bayrak gibi vatan gibi Kuran gibi devlet gibi millet gibi demokrasi gibi Cumhuriyet aziz Türk Milleti'nin ortak bir değeridir. Çünkü bu millet Cumhuriyete sahip çıkmak Cumhuriyetin ilanından 93 sene sonra varını yoğunu ortaya koymuş ve bedelini de ödemiştir"

Adalet Bakanı Bozdağ: (1)

MUĞLA (AA)) – Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, "Ben buradan bütün dünyaya sesleniyorum. Türk halkının demokrasiye olan inancını ve sahipliğini, Cumhuriyeti ölümüne muhafaza ve müdafaa edişini, hukuka bağlılığını, milli iradesine sonuna kadar sahip çıkışını siz görseniz ne yazar görmeseniz ne yazar. Siz takdir etseniz ne yazar etmeseniz ne yazar. Allah gördü, dünya gördü, Türk milleti gördü. Takdirini yapan takdirini yaptı."

Bozdağ, AK Parti İl Başkanlığı tarafından Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen programda yaptığı konuşmada, 15 Temmuz darbe girişimi karşısında Türk halkının ortaya koyduğu irade, dayanışma ve birlikteliğin dünyanın başka bir ülkesinde halkın ortaya koyması halinde Amerika’da, Avrupa’da dünyanın başka demokratik ülkelerinde bu halkı övmek için liderlerin yarışa gireceğini söyledi.

Devletlerin böyle bir durumda en büyük insan hakları nişanlarını, demokrasi nişanlarını, devlet nişanlarını milli irade nişanlarını ve onur madalyalarını vermek için sıraya gireceklerini belirten Bozdağ, ancak meselenin Türk milleti olunca, Türkiye olunca ağızlarından yalan yanlış kısık sesle bir takdir ifadesi çıktığını, arkasından teröristlerin hali nice diye sormaya başladıklarını kaydetti.

Türk milletinin bunlara hiçbir zaman boyun eğmediğini belirten Bozdağ, “Ben buradan bütün dünyaya sesleniyorum. Türk halkının demokrasiye olan inancını ve sahipliğini, Cumhuriyeti ölümüne muhafaza ve müdafaa edişini, hukuka bağlılığını, milli iradesine sonuna kadar sahip çıkışını siz görseniz ne yazar görmeseniz ne yazar. Siz takdir etseniz ne yazar etmeseniz ne yazar. Allah gördü, dünya gördü, Türk milleti gördü. Takdirini yapan takdirini yaptı. Biz madalyaları veya takdirleri Avrupa’dan Amerika’dan başka ülkelerden değil önce rabbimizden sonra hep aziz milletimizden aldık.” dedi.

Bozdağ, AK Parti’yi yok etmek isteyenlere milletin hiçbir zaman fırsat vermeyeceğine işaret ederek, “Bu güçlü kadroyu milletin yönetiminden almak için içimizdeki hainler ve dışarıda onları besleyenler hepsi bilmesi lazım ki güçleri buna yetmez. Çünkü Türk milleti kime dua ettiyse kime destek olduysa onu yıkmaya kimsenin gücü yetmedi."

- "Aziz millete ve devlete yaptıklarınızın hesabını bir bir sormak bizim namus borcumuzdur"

Geçmişte de bu milletin darbeler gördüğünü, Türk milletinin cesur ve yiğit bir millet olduğunu ifade eden Bozdağ, şöyle konuştu:

"Ama önünde koşacak cesur liderleri hep aramıştır. Cumhuriyetin başında Anadolu'nun dört bir yanı işgal edildi ve yıllar yılı süren savaşlar halkı bitap düşürdü. Atatürk Anadolu’ya çıktı ve bu millet Atatürk’ün arkasına düştü, Anadolu'yu düşmana dar etti. Onları denize döktü, Cumhuriyeti kurdu. Bu millette korku yok. Ama ne var liderinin peşinde ölümüne bir olan büyük bir millet var. Şimdi Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın arkasında da bu millet yüz sene sonra yeniden bir ve beraber oldu ve darbecilere Türkiye'yi dar etti. Türkiye'nin içinde saklanan Fethullahçı terör örgütlerine ve diğer terör örgütlerine mensup olanlara, darbecilere ve yurt dışına kaçanlara buradan sesleniyorum. Nereye saklanırsanız saklanın, nereye kaçarsanız kaçın sizi arayıp bulmak milletin yargısının önüne çıkarmak bu aziz millete ve devlete yaptıklarınızın hesabını bir bir sormak bizim namus borcumuzdur. Şeref borcumuzdur. Hangi ülke sizi himaye ederse etsin, kaçış yok. Türkiye’ye ihanet ettiniz diye Türkiye’de yüzlerce insanı şehit ettiniz diye 2 bin 194 vatandaşımızı yaraladınız, sakat bıraktınız, gazi yaptınız. Türk milletine, Türk devletine kötülük yaptınız diye Türkiye'nin düşmanları sizi kanatları altına alsalar da bu kanatların altında bulacağız. Sizi yargının önüne mutlaka çıkaracağız. Bugün bunu yaptık, yapıyoruz. Sizlerle ilgili bugün olmazsa yarın, yarın olmazsa bir gün bunu mutlaka yapacağız. Biz milletin bize verdiği emanetin gereğini yapacağız. Şehitlerimizin hesabını sormazsak rabbim bize verdiği nimetlerin hesabını bir bir sorar. Onun için biz bunun takipçisiyiz ve bunun gereğini yapacağız. Bundan da kimsenin endişesi olmasın. Ama intikamla, kin ve nefretle değil hukukla, adaletle gereğini yapacağız."

- "Cumhuriyet hiç kimsenin babasının malı değildir"

Türkiye’nin 15 Temmuz’da tarihi bir dönüm noktası yaşadığını anlatan Bozdağ, "Artık bu ülkede kimse kendisini Cumhuriyetin yegane muhafızı görmemelidir. Cumhuriyeti bir azınlığın mülkiyetinde görmemelidir. Cumhuriyet hiç kimsenin babasının malı değildir. Cumhuriyet 80 milyon Türk milletinin ortak değeridir. Ezan gibi bayrak gibi vatan gibi Kuran gibi devlet gibi millet gibi demokrasi gibi Cumhuriyet aziz Türk Milleti'nin ortak bir değeridir. Çünkü bu millet Cumhuriyete sahip çıkmak Cumhuriyetin ilanından 93 sene sonra varını yoğunu ortaya koymuş ve bedelini de ödemiştir. Bundan sonra kimse Cumhuriyetin muhafızlığına soyunmasın. Cumhuriyet muhafızları burada, Cumhuriyetin bekçileri burada, Cumhuriyetin muhafızı aziz Türk milletinin ta kendisidir.” diye konuştu.

16 Nisan’da yapılacak halk oylamasının Cumhuriyet döneminde anayasada yapılan değişikliklerin en önemlisi olduğunu vurgulayan Bozdağ, Osmanlı’dan Cumhuriyete geçilirken büyük bir değişim ve dönüşüm yaşandığını, anayasada bugüne kadar 18 değişiklik yapıldığını, eğer millet kabul ederse 19’uncu değişikliğinde 16 Nisan’da yapılacağını söyledi.

- "Milletin gözünün içine baka baka yalan söylüyorlar"

Tarihi bir dönemecin birlikte geçildiğine işaret eden Bozdağ, “Türkiye’de hükümet sisteminin değişmesinden rahatsız olanlar milletin temsilcilerini millete götürüp milletin kararını savunalım dedikleri anayasa değişiklikleri için büyük bir yalan ve abartıyla, karalama kampanyası içerisine girdiler. Çok net söylüyorum ana muhalefetin lideri, sözcüleri dahil bazen abartıyorlar. Milletin gözünün içine baka baka yalan söylüyorlar. Bunu söylemek boynumuzun borcu. Yalan söyleyene yalan söylüyorsun demek ahlaksızlık demek değil. Ahlaksızlık olan yalan söylemektir. Sen yalan söylemiyor musun?. Söylüyorsun o zaman bende sana 'yalancı' diyorum. Milletin iradesine gidenler millete doğruyu anlatmak zorundadır. Biz yola çıktığımız ilk günden bugüne ne dedik, aldatan olmayacağız, aldanan olmayacağız. “ diye konuştu.

Bozdağ, mevcut anayasanın Türk halkına Türkiye’yi yönetecek hükümeti doğrudan seçme yetkisi vermediğine dikkati çekti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın onaylamasıyla halk oylaması sürecinin başladığına da işaret eden Bozdağ, "Esasında bu değişiklik bir yandan çiftli başlı bir yürütmeyi ortadan kaldırıp, yasama ve yürütmeyi birbirinden tam ayrı, birbirine karşı tam bağımsız hale getirirken, yargı alanında da çok büyük bir tarihi adımı içermekte." dedi.

CHP'nin çok net bir şekilde halkın iradesiyle tek başına iktidar olma ümidini 1950'de kaybettiğini ifade eden Bozdağ, şöyle devam etti:

"O günden bugüne tek başına iktidarı yoktur. Ya darbelerin arkasında iktidar olmuştur ya ara dönemlerde koalisyon ortaklığı olmuştur. Ama bu milletten iktidar yetkisi alamamıştır. Onun için 1961 anayasasıyla iki şey yapılıyor. Birincisi Cumhurbaşkanının yetkileri artırılıyor. Halkın vermediği iktidarı biz oradan elde edelim diyor. Çünkü hep Kenan Evren gibi birilerinin Cumhurbaşkanı olacağını hesap ediyorlar. Ama Tayyip Beyin Cumhurbaşkanı olacağını hesap etseler bu yetkilerin hiçbirini yapmazlardı. Ama şimdi de diyorlar ki 'Tayyip Erdoğan fanidir. Bu yetkileri kullanır 3-5 sene sonra dümen tekrar bizim önümüze gelir. Biz yine aynı düzeni devam ettiririz' diyorlar. Onun için 1961 anayasasına Cumhurbaşkanının partiyle ilişiği kesilir diye bir kural koymuşlar. Bu anayasa değişikliği diyor ki 'Ey Türk milleti bundan sonra yasamayı ayrı seçeceksiniz. Yürütmeyi ve hükümeti de doğrudan seçme görevini ben sana veriyorum' diyor. Vatandaşa bu anayasa değişikliğinde halk oyunda sorulan ana soru bu. Aziz millet sen Türkiye'nin hükümetini doğrudan ben seçeyim diyor musun, demiyor musun. Doğrudan ben seçeceğim hükümeti diyorsan 'evet' diyeceksin. Yok doğrudan hükümeti ben seçmeyeceğim, benim ehliyetim az ben bir aracı seçeyim de onlar içinden bir hükümet çıkarsın diyorsan o zaman 'hayır' diyeceksin. Şu anda sorulan soru bu. 'Hayır' diyen birisi kendisine doğrudan sunulan hükümeti sen seç diye verilen yetkiyi ben istemem diye reddediyor. Vekiller ehil de şimdi bu aziz millet ehil değil mi. CHP meydan meydan gezip 'hayır' propagandası yapıyor. Neye 'hayır' diyor. Siz doğrudan hükümeti seçmeyin aziz millet seçemezsiniz diyor. Bu millete saygısızlıktır. Milletin vekilleri seçecek ona vekalet yetkisi veren asiller hükümeti seçemeyecekler. Böyle bir şey olamaz. Onun için bu düzenleme milli egemenliği milletin kendisine hem yasama hem yürütme bakımından hem yargı bakımından verecek. Çünkü bugüne kadar meclis yargıyı yöneten kurula üye seçmiyordu ilk defa meclis bundan sonra yargıyı yöneten HSYK'ya üye seçecek. Yetkilerin tamamına aziz milet karar verecek. Bunun neresi kötü. Neresi milli iradeyi yok ediyor."

Anayasa değişiklik teklifinin çok net olduğunu anlatan Bozdağ, "Yasama ve yürütmeyi birbirinden tam ayırıyor. Yasama ve yürütmeyi birbirine karşı tam bağımsız kılıyor. Şu anda Türkiye'de yasama ve yürütme birbirinden tam ayrı, birbirine karşı tam bağımsız değildir. Kim diyorsa ki tam ayrı tam bağımsızdır çok net söylüyorum yalan söylüyor. Anayasa burada. Halep oradaysa arşın Ankara'da gelin bakın. Sadece bugün değil Cumhuriyetin başından beri yürütmenin kontrolünde bir yasama vardı. Hem 1924, hem 1961 hem 1982 anayasasında aynı durum." dedi.

Bugün TBMM'de hükümetin izin vermediği bir konunun gündeme alınamayacağına işaret eden Bozdağ, "Bir kanun görüşmesi yapılamaz. Bizim bundan kendi adımıza bir şikayetimiz yok. Bizim endişemiz Türkiye için Türk milleti için. Tayyip Bey için biz bunu istesek sistemi değiştirmeyiz bütün sistem zaten bizim elimizde. Bütün yetkiler bütün güçler bizim elimizde. Peki biz niye istiyoruz, bunu Türkiye için Türk milleti için istiyoruz. Türkiye'nin istikrarı, istikbali ve istiklali için bunu istiyoruz." diye konuştu.

Mevcut sistemin her daim güçlü iktidar, siyasi istikrar çıkarmadığını belirten Bozdağ, "İstikrar için Tayyip Erdoğan gibi halkıyla kucaklaşmış güçlü liderler bekliyor. Ama her zaman Tayyip Erdoğanlar, Turgut Özallar, Alparslan Türkeşler, Necmettin Erbakanlar, her zaman Atatürkler olmaz. Her zaman Adnan Menderesler olmaz. Lidere bağlı siyasi istikrar, güçlü iktidar kuran yapılar olursa Türkiye öyle liderlerin olmadığı dönemde hep kaybeder. Onun için biz bir sistem kuralım ki o sistem daima siyasi istikrar doğursun, güçlü iktidar kursun. Ankara'dakilerin ayak oyunlarıyla değil milletin helal oylarıyla iktidar kurulsun. Biz onun için bunu istiyoruz." şeklinde konuştu.

Yeni sistemle TBMM'nin Cumhurbaşkanının görevine seçim kararı almak suretiyle son verebileceğini kaydeden Bozdağ, açıklamasını şu şekilde sürdürdü:

"Cumhurbaşkanı eğer meclisi seçime götürürse kendisi de tekrar seçime gidecek. Bu meclisi güçlendiren bir adımdır. Bu yetkiyle meclis zayıflamıyor meclis güçleniyor. Öyle bir anlatılıyor ki Türkiye meclis falan yok, tek adam var. Milletvekili sayısını 550'den 600'e çıkarıp sayı artırıyoruz, meclis yok diyorlar. Yarın milletvekili seçimi olup milletin huzuruna geldiğinizde meclis yok diyen ey CHP, milletten ne diye oy isteyeceksin. Temsil hakkını güçlendiren bir adım atıyoruz ve milletvekili sayısını 550'den 600'e çıkarıyoruz. Artan nüfusa göre temsil hakkı getiriyoruz.18 yaşındaki gençlere seçme hakkının yanında seçilme hakkı veriyoruz. Biz yeri gelince de bu ülkeyi gençlere bırakacağız. Oy isterken çoluk çocuğun oyuna talip oluyorlar ama o genç vekil olsun bakan olsun ülke yönetsin başbakan olsun ülke yönetsin dediğin zaman, 'yok sen gençsin sen o işi yapamazsın' diyorlar. Bu büyük bir çelişki büyük bir yanlışlıktır. Fatih İstanbul'u fethettiğinde 21 yaşındaydı."

(Sürecek)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.