VI. Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Sempozyumu

- DEÜ Rektörü Prof. Dr. Kasman: - "Kadınların ve erkeklerin toplum hayatına eşit katılımı ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin giderilmesi için eğitim temel araçtır. Gelişmekte olan ülkelerde temel eğitim alamayanların yüzde 75'inin annelerinin de hiçbir öğrenimi yok, bu nedenle annelerin eğitimi de büyük önem taşıyor" - Türk Kadınlar Konseyi Başkanı Saygın: - "Ülkemizde annelerin daha çok çalışması, daha fazla eğitimli olması gerekiyor. Çocuğunu yetiştirirken, eline silah, kılıç verip 'aslansın, kaplansın' diye yetiştirirse, o çocuklar ilerde güç göstermeye meyilli oluyor"

VI. Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Sempozyumu

İZMİR (AA) - Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Rektörü Prof. Dr. Adnan Kasman, kadınların ve erkeklerin toplum hayatına eşit katılımı ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin giderilmesi için eğitimin temel araç olduğunu vurgulayarak "Gelişmekte olan ülkelerde temel eğitim alamayanların yüzde 75'inin annelerinin de hiçbir öğrenimi yok, bu nedenle annelerin eğitimi de büyük önem taşıyor" dedi.

DEÜ, Türkiye Soroptimistler Kulüpleri Federasyonu ve Türk Kadınlar Konseyi işbirliğiyle düzenlenen VI. Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Sempozyumunun "Gençlik ve Şiddet" oturumunda konuşan Kasman, araştırmaların kadınların dünya gelirinin yüzde 10'una, mülkiyetin ise yüzde 1'ine sahip olduğunu gösterdiğini anlattı.

Kadınların ve erkeklerin toplum hayatına eşit katılımı ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin giderilmesi için eğitimin temel araç olduğunu vurgulayan Kasman, gelişmekte olan ülkelerde temel eğitim alamayanların yüzde 75'inin annelerinin de hiçbir öğreniminin olmadığını, bu nedenle annelerin eğitiminin de büyük önem taşıdığını dile getirdi.

Kasman, DEÜ olarak toplumsal cinsiyet eşitliği açısından örnek bir üniversite olduklarını, üst yönetimde iki kadın ve iki erkek bulunduğunu, dekanların yarısının kadın olduğunu, mühendislik fakültesine ilk kadın dekanı atadıklarını belirterek, "Biz kadın-erkek eşitliği açısından çok hassas bir üniversiteyiz. Umarım diğer üniversitelere de örnek oluruz." dedi.

Türk Kadınlar Konseyi Genel Başkanı ve eski Devlet Bakanı Işılay Saygın da kadına yönelik erkek şiddetinin, "toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dayalı bir şiddet" olduğunu ve fiziksel, psikolojik, ekonomik şiddetin her türüne maruz kaldığını ifade etti.

Bakanlığı döneminde 120'ye yakın kadın derneğiyle çalıştıklarını, "en güzel kanunları kadınlar lehine çıkardıklarını" söyleyen Saygın, "Gönül istiyor ki, bizi daha da ileriye götürecek kanunlar, uygulamalar getirilsin. Ama maalesef kadına yönelik şiddet her geçen gün artmakta." dedi.

Saygın, Türkiye'de annelerin daha çok çalışması, daha fazla eğitimli olması gerektiğine işaret ederek, "Çocuğunu yetiştirirken, eline silah, kılıç verip 'aslansın, kaplansın' diye yetiştirirse, o çocuklar ilerde güç göstermeye meyilli oluyor. Annelerin öncelikle çocuk eğitirken bunu ön plana almaları lazım. Aile içi şiddetten en çok kadınlar ve çocuklar etkileniyor ve şiddet mağduru ya da şahidi çocuk ve gençler de büyüdüğünde aynı şekilde şiddet uygular hale geliyor maalesef." diye konuştu.

İzmir Baro Başkanı Aydın Özcan ise İzmir Barosu olarak Adana'da özel öğrenci yurdundaki yangınla ilgili hukuki süreci sonuna kadar takip edeceklerini ve açılacak davalarda müdahil olacaklarını söyledi.

Özcan, Dünya Ekonomik Forumunun 2016 raporuna göre, Türkiye'nin cinsiyet eşitsizliği sıralamasında 130. sırada yer aldığını, kadınların eğitim oranında son bir yılda 105. sıradan 109. sıraya, kadınların siyasete katılımında 105. sıradan 113. sıraya gerilediğini aktardı.

Toplumsal cinsiyete dayalı iş bölümünün, kadınların önündeki en büyük engeli oluşturduğunu vurgulayan Özcan, kadının kamusal alana girebildiği ölçüde özgürleşeceğini, kendi kişiliğini ortaya koyacağını dile getirerek, "Ülkemizde kadına şiddet, çocuklara yönelik cinsel istismar başta olmak üzere, Adana'daki vahim olay da dahil, her türlü toplumsal sorunun en büyük nedeni maalesef hukuk devletinden hızla uzaklaşmamızdır." görüşünü savundu.

15 Temmuz darbe girişimine de değinen Özcan, hiçbir sağlıklı kişinin böyle bir olayı tasvip etmesinin mümkün olmadığını, hele de bir hukukçunun kabul etmesinin imkansız olduğunu vurgulayarak, "Darbe girişimi sonrası çıkan ilk kanun hükmünde kararnameler ve OHAL yerindeydi ama bunun devam etmesini onaylamıyoruz. Devamında bazı hakların geri alınması kabul edilemez" şeklinde konuştu.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.